Harika bir lokanta: Pasquale Paoli

Korsika Adası’ndaki Pasquale Paoli ilk bakışta basit görünen ama şahsiyetli bir lokanta. Fiyat-kalite oranı göz önünde bulundurulduğunda burası Fransa’da bana en çok keyif veren lokantalardan biri. Dört favori yeri olduğunu söylüyor minik Ceylan Handan. Birincisi Atlanta. Özellikle yemyeşil, ağaç sayısının insan sayısından fazla olduğu, çevreye saygılı bir kent olduğu için seviyor. İkincisi Sacramento. Kaliforniya’nın başkentinde anneannesi ve dedesi oturuyor. Burayı da sessiz olduğu ve trafik olmadığı için seviyor. Üçüncüsü Burgazada. […]

 

Paris'te gerçek bistro: Chez Michel

Paris özellikle şu günlerde turist akınına uğramış durumda. Turistler önlerine konulan her şeyi yediği için, bistro’ların çoğu, işi otomatik pilota bağlamış. Chez Michel, kentte benim favori bistrolarımdan biri… Bistro ve Paris… Adem ile Havva gibi birbirlerini tamamlıyorlar. Tamamlıyorlar ama acaba Paris’te turistlerin uğrak yeri olan bistro’lar gerçek bistro mu? Yani az ama öz sayıda öğün sunan, sıcak ve samimi bir ortamda ve keseniz delinmeden yemek yeme şansınız olan bistro’lar hâlâ […]

 

Saison: Lüks, lezzet ve estetik bir arada

Amerika’nın en iyi üç lokantasından biri olan Saison’da her hafta değişen menüde en taze ürünlere yer veriliyor. Tadım menüsünün deniz ürünleri ağırlıklı olduğu lokantada ne yerseniz yiyin belleğinizde iz bırakıyor. Saison için Amerika’nın en iyi lokantası demek zor ama ilk üçe girdiğini söyleyebilirim. Geçen hafta bir giriş yazısı yazmıştım, bugün detaylar… Burada deniz ürünü ağırlıklı, tek bir menü var. Bir düzine öğün ve üç tatlı. Her hafta değişiyor menü ve […]

 

San Francisco'da Zevk Veren Bir Mekan: SAISON

Gereksiz birçok lokantaya üç yıldız veren Michelin, San Francisco’daki Saison’a iki yıldız veriyor. Yemek yemek için en az bir ay önce rezervasyon yaptırmanız gereken Saison, bana göre üç Michelin yıldızını gerçekten hak eden bir yer. Birçok turist Amerika’nın en iyi lokantası olarak Thomas Keller’ın iki lokantasını bilir: New York’taki Per Se ve Kaliforniya’daki French Laundry. Gerçekten de 1993-2000 arasında French Laundry, Amerika’nın en iyi lokantasıydı. Ama artık Thomas Keller mutfakta […]

 

Ca L’Enric: Av etlerinde uzman

İspanya Barselona’daki Ca L’Enric av etleri üzerinde özel ihtisas yapmış bir lokanta. Yedi ayrı şekilde pişirdikleri çullukları yerken bir yandan da hayatı dopdolu yaşamak üzerine düşündüm Acaba hayvanlar, özel olarak da kuşlar bizim gibi ölümden korkuyor mu? Herhalde hayır. Kavram olarak “ölüm” üzerine düşünmek daha çok bize özgü. Hayvanlarda kendini koruma içgüdüsü olduğunu ve tehlike karşısında hemen kendilerini ve bebeklerini savunmaya geçtiklerini biliyoruz. Ama muhtemelen ölüm olgusuna yaklaşımları bebekler gibi. Yaşamı […]

 

Barselona'nın lezzet durakları

Barselona, kuşkusuz Akdeniz’in en cazip kıyı kentlerinden biri. Hem cazip hem de tehlikeli. Tehlikeli çünkü yankesici ve hırsızlar, özellikle kentin turistik bölgelerinde cirit atıyor ve polis etkin değil. Özellikle Ramblas, eski şehir ve El Corte Ingles gibi alışveriş merkezlerinde dikkatli olun!Barselona’nın tarihi mahallesini gezmek isterseniz burada güzel tapas barlar bulacaksınız. Tarihi bölüm, Ramblas’a çok yakın.Ben son ziyaretimde Vila Viniteca Şarap Bar’a gittim.Burası hem bir şarap dükkanı, hem de şarküteri. Harika […]

 

Unutamayacağım 10 dünya lezzeti

2013 yılında yurt dışında birçok lokantada değişik yemeklerin tadına baktım. İşte bunlardan belleğimde uzun süre yaşayacak olup “ilk 10” listeme girenler… Geçen sene gerek yurt içinde gerek yurt dışında damağımda olmasa bile belleğimde uzun süre yaşayacak olan lezzetlerle karşılaştım. Bunların arasından ilk 10’u seçmek gerçekten kolay iş değil. Özellikle de yurt dışında. Daha önceki  yazılarımda belirttiğim gibi Batı ülkelerinde gıda alanında ciddi bir devrim yaşanıyor. Lüks lokantalardan bahsetmiyorum. Gündelik yaşamda […]

 

Berkeley'de adımbaşı ekolojik pazar

Bırakın Amerika’yı, Avrupa’da bile Berkeley’deki gibi harika ve çeşit açısından zengin doğal ürünleri, mevsiminde ve ucuz denebilecek fiyatlara bulabileceğiniz başka yer bilmiyorum! Bir lokantacı, birlikte çekilen fotoğrafımızı yollamış. Bakıyorum ve bakar bakmaz, ‘sil’ düğmesine basıp çöpe gönderiyorum… Yorgun, bitkin ve gergin görüyorum kendimi. İyi görünmememin bir nedeni; reflümün o sırada beni iyice rahatsız etmesi. Ama tek nedeni o değil. İstanbul trafiğinden nefret ediyorum. İnsanın ruhunu zehirlediğini düşünüyorum trafiğin. Bir de […]

 

Urasawa: İmparatorlara layık çay

2008 senesi, Los Angeles… Büyük usta Hiro-san, kilosu 5 bin dolar olan bir çay ikram etti. Matcha tozu; yeşil çaydan elde edilen özel bir Japon çayı… İnce yapılı, Japon bir piyanisti andıran zarif ellerinin arasına aldığı seramik kaseyi öyle bir tutuyor ki; sanki yeni doğmuş bebeğini ilk kez eline alan turfanda baba. Öylesine titiz eller, öylesine hayranlık dolu bakışlar… Sonra Fransızlar’ın ‘cafe au lait’ içtiği seramiğe benzeyen kaseyi burnuna yaklaştırıyor […]

 

In De Wulf: Olağanüstü bir lokanta

Güvercin dünyanın en lezzetli (ve sağlıksız olmayan) etlerinden biri. Özellikle Fransız ve İtalyan mutfağının vazgeçilmez ana yemeklerinden. Ama son zamanlardaki en iyi güvercin yemeğini Belçika’da, Fransa sınırına yakın bir lokantada yedim. Istakoz elbette her mutfakta lüks addedilen bir deniz ürünü. Ülkemizde bulunuyor ama ithal edilen Kanada ve Maine ıstakozları yarı yetiştirme. Ben çok sevmiyorum. Istakozu pişirmeyi de çok bilmiyoruz. Akdeniz ülkelerinde, özellikle Fransa’da bazen harika ıstakoz yemekleri çıkıyor karşınıza. Ama son zamanlarda en kayda değer […]