Balıkçı İllüstrasyon

Kendimi sizlere anlatmıyorum, zaten zamanla beni tanıyormuş gibi olacaksınız. Ben mekanlardan bir hayalet gibi içeri sızan ve gördüklerini tüm çıplaklığıyla yazıp hepinizi şaşırtacak olanım. Beni gerçek anlamda hiç tanıyamayacaksınız. Belki ben en yakın arkadaşınız belki de kocanız sevgilinizim. Huysuz, detaycı ve sivri dilli olabilirim. Ama özümde iyi niyetliyim… Çok uzatmadan gelsin ilk mekan.

Cuma gecesi canım dışarılarda gezerek seçim gerginliğini bir nebze atmak istedi ve telefona sarıldığımda sevdiğim bir dostumun davetine evet diyerek kendimi onun peşinde Taksim’de kalabalığın arasında buldum. Beni gizli sığınaklarına götürdü . Bu mekanın tabelası adresi yok. Çok merak ediyorsanız izleri takip edip biraz çaba harcayarak mekanı bulacaksınız.

Kapıda bizi mekanın sahibi Hüseyin karşıladı. Son derece samimi bir tavırla “hoş geldin dostum” dedi bana. Sınırları olan ve kolay samimiyet kuramayan bir insan olan ben garipsesem de samimiyet dozajı iyi ayarlanmış bu karşılama konusuna fazla takılmamaya karar verdim.

İçeride bir masa bulup diğerlerini beklemeye başladık. Ekibin tamamlanması sonrasında öyle beklediğim üzere meze tepsisi ile birileri yerine elinde bize uygun olduğunu düşündüğü mezeleri ile Reyhan geldi. Güzeller güzeli bir salata, öyle manavdan pazardan bulamayacağınız kıvamda yakışıklı biberler, domatesler, salatalıklar (istihbarat sonrası öğrendim ki kendi bahçelerinden geliyormuş taze taze), sevgili ustamın sevdiği kıvamda helmelenmiş bir pilaki (hala çıraklık dönemindeyim), yoğurtlu sarımsaklı buğday (sanırım içinde az miktar mayonez de vardı) en kıvamında rakılık beyaz peynir, hafif tuzda pişmiş ve marine edilmiş lakerda (bu biraz lakerda dışı bir tür olmuş) yoğurtlu kuru domates ve fasulye turşu kavurmasının farklı bir versiyonu.

1398902400-71d39dc375b00e00407ffff292473c52 1398902400-3f423d4abce368d085aefdc72ac51f87 1398902400-32648a79811d0a9abe9dfad618f4f914 1398902400-6a3d0972585801dbe13dabb66887e392 1398902400-07f00f213a516ee82b2c13a923270d4b

Mezeler taze ve günlüktü. Sorma gereği duymadım, zaten yüzlerinden belliydi. Ben beher miktarda acıkmış olduğum için doğrudan dalarak bir de damakta test ettim mezeleri. Hepsi iyi ve lezzetliydi. Kalabalık gereksiz yağlı, tuzlu şişirilmiş hiç bir lezzet yoktu. Hüseyin ve Reyhan’ın yüzleri gibi samimi ve dürüsttü.

Ana yemek konusunda da sadece balık alternatifimizin olduğunu öğrendikten az sonra yine Reyhan’ın bize uygun bulduğu Karadeniz mezgitleri geldi ortaya. En son bu kadar lezzetli mezgiti bir Karadeniz gezisinde yemiş ve bir daha aynı lezzeti bulamamıştım. Sonra sırayla sardalye, tekir tava ve hamsi ızgara geldi. Hepsi çok güzel pişirilmiş ve çok lezzetliydi.

Balık

Mekanda alıştığımız meyhane usulu karides güveç kalamar tava gibi esasında birçok balık lokantasının beceremediği ama yapmakta ısrar ettiği çeşitler yok. Bildikleri işi yapıyorlar esasında. Malumunuz Karadeniz’de kalamar, karides, ahtapot gibi bir çok deniz mahlukatı yenmiyor. Anlayacağınız üzere Reyhan ve Hüseyin Karadeniz’li. Eksikleri yok muydu? Tabii ki vardı. Mesela son olarak balık üstü tatlı istedik. Fırında helva ehhh dedirtti ancak. Ha yemedim mi, yedim, bu da benim işkembeye zarar olsun diyerek. Ekmek seçimlerini de eksik buldum. Şöyle güzelinden bir mısır ekmeği ve yine iyisinden bir trabzon ekmeği yakışırdı yediklerimizin yanına. Düşündüm ama söylemedim orada.

Bir de mekanın salaşlığı durumu var. Ben severim böyle mekanları. İçeri adımını attığında beklentilerini sıfırlamayı bilen ama süprizlerle sonrasında seni şaşırtıp mekandan seni mutlu anılar ve tatlarla ayırmayı bilen salaşlıkta diyeceğim gidince ne dediğimi anlarsınız.

Şimdi gelelim mekanı bulabilmenin yoluna. İstiklal caddesinde Ağa camisine çok yakın meşhur bir kahvaltıcı (bu mekan da ayrı bir yazı konusudur) ve esnaf lokantasını geçince sağa döndüğünüzde Beyoğlu polis karakoluna gelmeden önce birinci kat.

Haydi iyi keşifler…

 

 

 

 

 

Leave a reply