GDO Tartışırken Neyi Tartış(m)ıyoruz?

Açlığın, kıtlığın, yokluğun ne demek olduğunu bilenler için bolluk sözü veren genetiği değiştirilmiş organizmalar – kısaca GDO - birer lütuf gibi duruyor. Üstelik ilaçlama bile yapmadan zararlıları kendilerinden uzak tutabiliyor; demografik ve coğrafi ihtiyaçlar doğrultusunda insanlara ekstra besin takviyeleri yapabiliyorlar. Hatta ve hatta, daha fazla karbonu toprakta sabitleyerek küresel ısınmaya ‘neden olan’ atmosferdeki karbonu azaltacak ve iklim değişikliğini daha da kötüleşmeden durduracaklar. Ancak hakkında çok şey yazılan GDO ile ilgili 2 önemli sava odaklanmak istiyorum. Bunlardan ilki, sıkça ortaya konan “ama aslında GDO hiç de yeni değil. Yüzlerce yıldır yapılıyor. Sen ortaokulda George Mendel ve bezelyelerini okumadın mı?” savı. İkincisi ise, GDOların kaçınılmazlığı. Şöyle dile gelebiliyor: Eğer artık böyle bir teknoloji varsa ve bu teknoloji sayesinde dünyanın problemleri çözülebilecekse, neden kullanılmasın? Üstelik insanlar açlıktan ölürken bu teknolojiyi kullanmazsak, önlenebilir ölümleri önlemediğimiz için bile bile insanların ölümüne göz yummuş olmaz mıyız? Bu cinayet değilse nedir?

Read More
Bask Bölgesi'nden Tavsiyeler

Bask Bölgesi’ni de içine alan Kuzey İspanya için ülkenin gastronomi açısından en şanslı yeri denilebilir. Pintxos denilen tapas bar yerel halkın sosyalleşmesinde en önemli araç. Burada kaliteli malzemeye ulaşma şansı kolay olduğundan ve en doğru pişirme tekniği ile müşteriye sunulduğundan bu sosyalleşme aracı damağı hayli gelişmiş insanlar yaratıyor. Peki Bask Bölgesi’ni ve civarını özel kılan lokantalar ve pintxos barları neler? Bu yazıda lokantalardan çok, fiyat bakımından daha makul olan pintxos barlara odaklanacağız.

Read More
İğrençlik ve Yemek: İğrençliğin Kültürel Bağları

Konu yemek olunca, en sık dile gelen tepkilerden biri ‘ıyy iğrenç!’. Beğenmemenin ötesinde, yemeği kişiden uzaklaştırıcı, iğrenç bulunanı yiyeni de ötekileştirici bir tepki bu. Merak etmeyi, tecrübe etmeyi bir kenara koyuyor ve âdeta yemekle kişinin arasına sert bir duvar çekiyor. İğrençlik refleksi evrensel olsa da neyin iğrenç olduğu kültürden kültüre, kişiden kişiye, hatta kişinin yaşamı içinde bile değişiyor. Yani hiçbir yemek ve mutfak tabiatı gereği iğrenç değil – belki sadece alışkanlıklarınızın, yenebilir tahayyülünüzün ve yeme normlarınızın dışında. Nedense insanların bazı yiyecekleri içinde ne olduğunu bilmeden yediklerinde beğenmelerine rağmen sonradan neden ‘iğrenç’ olarak tanımladıklarını anlamamıştım – ta ki Mary Douglas’ın ünlü çalışması Purity and Danger’ı okuyana kadar.

Read More
Candan TÜRKKAN
Arabesk Sunum

Kökleşmiş etik değerlerin ortadan kalktığı ama yeni etik değerlerin oluşmadığı ülkemizde gastronominin ulaştığı son nokta. Bize özgü açgözlülük ve kronik acıkmışlık hissi ve bastırılmış cinsel güdüler ve şiddet duygusunun sublime edilmesi. Bunun sonucu ortaya çıkan yemek pornografisi. Tahtaya vurun, nazar değmesin. Steakhouse işi ve sunumunda kimse elimize su dökemez. Sunum şahane, gerisi bahane!

Read More